“Kulaklarımı daha ne kadar tıkayabilirim” i çok duydum şu sıralar içimde.. en içimde…
Peki neler oluyordu..
İsimler,bedenler,hayaller,sırlar,yalanlar,zulümler, mutluluk kırıntıları ve hüzünün gözyaşları.. daha çoğu açıklanmaya hazır bu başlıklar birbirini kovalarken ne anlatıyorlardı birbirlerine?
Önce sağır olan birine dayatılan kelime şovundan başlayalım;
Özellikle en savunmasız anlarımızda birinin beynimize bi hatırlatıcı yerleştirmesine izin veriyoruz
Ve bu bize geçmişi hatırlatıyor şimdi ki zamanı söylendiriyor gelecek için ise umutla karışık ümitsizliğe sürüklüyor.
Ya biz tüm bu hatırlamalara kulağımızı tıkladığımız an ışığın keşfindeysek ve tüm o sıradanlığıyla bize bağıran dış ses bu ışığı söndürüyorsa;
Evet.. Işığı söndürürler, aşağı çekme arzularının, iyi niyetli olduğunu söyleyerek ört pas ederler hatta.
AMA;
Bahsettiğim hatırlatıcıyı,dış sesleri ve başlıkları dinlemek,kurmak,oynamak ve hissetmek istemiyorsanız ufacık olsa da bi direniş varsa karanlık tarafa,
Işığa çok yaklaştınız demek!!!!