Savrulduğunda yaşamın ta ortasına,
Kaçmak mübahmıdır ağzından beklemediklerin dökülürken,
Korkutucu olmaz mıydı,
Söküp atarken umudunu,
Acıtmaz mı yürürken mesela,
Çakıl taşlı keskin yollar.
Gülümser yine de
Gülümsüyor çünkü ona öğretileni uyguluyor.
Gülümsüyor çünkü sakinliği arıyor,umuda göz kırpıyor,yarınıyla savaşıyor,
Kader diye geçiştirdiği anlara yolculuk yapıyor
Ve tüm bu anlarda, anda kalmaya çalışıyor
Sonra bi an yüzündeki gülümsemenin kaybolduğunu fark ediyor,
Yorgunluktanmıydı bu kayboluş yoksa sahtelikten mi…
Tutuklanır mıydı acaba çünkü annesi bi kere ona:”sahtekar olma yoksa polis abiler seni tutuklar” demişti.
“Ya sabah bileklerimde kelepçeyle uyanırsam”düşüncesi ona ait olmayan ifadelerin dışa vurumuydu.
Bu dışa vuruş korkuyu ifade ediyordu,
Bi çok antidepresan gülümsemelerini
Ve tamamlayamadığı düşünceleri.
Düşünceler onu daha bilge yapmıyordu
Sadece savruluşunu yumuşatıyor ona bazen duymak istediğini,
Bazen de kulağına hiç ruha dokunmayan mantıksal boyuttan bir şeyler fısıldıyordu.
Belki de kaçmayı durdurmalıydı;
Kendiyle kalmalı,var olmalı,ruhunu duymalı,
Ne olursa olsun suçlu hissetirmemeli, Korkutmamalı.
Kelepçeleri çıkartmalı bileklerinden ve en içten gülene kadar çevredeki kötü dayatmalara sağar kendini dinlemeye hevesli kalmalı🤍