Değişim hevesi dedikleri duygudan duyguya geçişin en tehlikeli buhranı kapladığında ruhunu ,sesine vurması zor bu çığlığın nedenini arıyordu.

O genelde onu mahveten düz yollardan şikayetçiydi,sırrı kabuğunda olan.

Biriktirdiği işaretlerle çözmeye çalışır ruhun anlatmak istediğini, ufacık değişimlere kanar, heveslenir ve evet der; bak parçalar tamamlandı

Oysa bilmiyor ki değişim hevesi kaplar da ruhu iç heves zamanla işlenir ruha…

Ya tamamlandığını sandığımız parçaları biz yaratırsak,

Meydan mı okumuş oluruz evrene!

Bence evrenin bizden istediği de bu sıyrılıp kabullenmelerden ve adına değişim hevesi dedigimiz iki kelimeye sığmayacak kavramdan,

Yaşamda izlediğimiz yola odaklanıp ne kadarında aktif rol aldık ki,hangi an içimize dönebildik üstünü örtmeden…

Düşünüp daha nicesini,

KENDİMİZ OLALIM VE İÇ HEVESİMİZLE VAR OLALIM

BEN VARIM…